Yanlış soru: "Hangi üniversite?"
Aile görüşmelerinde en sık duyduğumuz soru şu: "Bu yatırım çocuğumu hangi üniversiteye sokar?"
Dürüst cevap: hiçbirine. Bir oturma izni kimseyi bir üniversiteye sokmaz. Kabul kararını üniversite verir, aile değil, danışman hiç değil.
Ama soru yanlış olduğu için cevap da işe yaramıyor. Doğru soru şu: "Çocuğum 17 yaşına geldiğinde, önünde kaç tane gerçekten açık yol olacak?"
Bu ikinci soru ölçülebilir bir soru. Ve cevabı, ailenin bugün aldığı yapısal kararlarla doğrudan ilgili.
İki bileşen, tek sonuç
Üniversite tarafında işe yarayan şey tek başına oturum değil. İki bileşenin birleşimi:
Birincisi, AB oturumu. Ailenin hukuki statüsü. Yunanistan Altın Vize gibi bir yatırım temelli ikamet izni bunu sağlıyor.
İkincisi, saf bir uluslararası diploma. IB ya da A-Level. "Saf" kelimesi burada teknik bir anlam taşıyor: tek müfredat, tek sınav mantığı. Türkiye'de IB ya da AP veren prestijli okullarda bu programlar MEB zorunlu müfredatının üzerine ekleniyor, yani öğrenci hem YKS'ye hem IB'ye aynı anda hazırlanıyor. Atina'daki uluslararası okulların neredeyse tamamı ise tek sistemle çalışıyor.
Bu ikisi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey bir garanti değil. Bir seçenek alanı. Ve o alan üç coğrafyaya birden yayılıyor.
Coğrafya 1: Avrupa Birliği
AB içinde en somut fark harç tarafında ortaya çıkıyor. Birçok AB ülkesinde üniversiteler öğrencileri iki gruba ayırır: AB vatandaşı harç oranı ve üçüncü ülke vatandaşı harç oranı. Aradaki fark, bir lisans programının toplam maliyetini ciddi biçimde değiştirebilecek bir kalemdir.
Burada çok net olmak gerekiyor, çünkü sektörde en çok abartılan nokta tam burasıdır:
AB oturumu, AB vatandaşlığı değildir. Harç statüsü otomatik olarak gelmez. Her üniversite, hatta çoğu zaman her ülke, kimin "yerli/AB oranı" ödeyeceğini kendi kurallarıyla belirler. Bazı sistemlerde belirleyici olan vatandaşlık, bazılarında ikamet süresi, bazılarında vergi mükellefiyeti ya da öğrencinin başvuru öncesi kaç yıldır o ülkede yaşadığıdır. Bu kurallar ülkeye ve yıla göre değişir.
Yani doğru cümle şu değil: "AB oturumunuz varsa harç indirimini alırsınız."
Doğru cümle şu: "AB oturumu, o kapıyı çalabileceğiniz bir konum yaratır. Kapının açılıp açılmayacağını o üniversitenin o yılki kuralları belirler."
Bocconi ve Leiden gibi kurumlar, uluslararası diplomalı öğrencinin doğrudan başvurabildiği bir yapıyla çalışıyor. Ama başvurabilmek ile kabul edilmek, kabul edilmek ile belirli bir harç oranını hak etmek ayrı ayrı sorulardır. Üçünü tek bir vaat halinde birleştiren her sunum, size gerçeği eksik anlatıyordur.
Bu yüzden pratik tavsiyemiz basit: hedef üniversite listesi netleştiğinde, o üniversitelerin kendi resmi harç ve kabul sayfalarından o yılın kurallarını okuyun. Bir aracının özetine değil, kaynağa bakın.
Coğrafya 2: Birleşik Krallık
Birleşik Krallık artık AB'nin dışında, dolayısıyla AB oturumu buradaki statüyü doğrudan belirlemiyor. Bu coğrafyada belirleyici olan şey diplomanın kendisi.
A-Level, Birleşik Krallık sisteminin kendi para birimidir. IB de aynı sistemde uzun süredir tanınan bir giriş yoludur. Oxford ve Cambridge dahil, başvuru bu diplomalarla yapılabiliyor.
Ama yine aynı çekince: başvurabilmek, kabul edilmek demek değil. Bu kurumların kabul süreçleri kendi ölçütleriyle işliyor ve o ölçütler yıldan yıla güncelleniyor. Uluslararası öğrenci harç statüsü de ayrı bir başlık ve oturumla otomatik olarak çözülmüyor.
Buradaki gerçek kazanç şudur: çocuk, hazırlık yılı ya da ek denklik süreci gerektirmeyen bir diplomayla masaya oturuyor. Yolun kendisi kısalmıyor ama yolda yapay bir engel de kalmıyor.
Coğrafya 3: Türkiye'ye dönüş
En çok atlanan başlık bu ve bizce en önemlisi.
Ailelerin gerçek korkusu "çocuğum Avrupa'ya gidemez mi?" değil. Gerçek korku şu: "Ya çocuğum dönmek isterse ve biz onun Türkiye'deki yolunu kapatmış olursak?"
Bu korku, uluslararası diploma söz konusu olduğunda büyük ölçüde dayanaksız. Türkiye'de uluslararası diplomayla mezun olan bir öğrenci, YÖS ya da uluslararası öğrenci kontenjanı üzerinden başvuru yapabiliyor. Yani YKS zorunlu değil.
Bunun pratik anlamı şu: aile Türkiye'deki yolu kapatmak zorunda kalmadan Avrupa'daki yolu açabiliyor. Karar bir "ya o ya bu" kararı olmaktan çıkıyor. Çoğu ailenin gerçekten aradığı şey de bu zaten, taşınmanın kendisi değil, geri dönülebilir bir taşınma.
Bu, akademik açıdan da tutarlı bir sonuç. Çocuk zaten tek bir sisteme çalışmış oluyor, iki sınava birden değil. İki sınavlı hibrit yapı akademik ve psikolojik yükü önemli ölçüde artıran, ücret listesinde görünmeyen bir maliyettir.
Yine de aynı dürüstlük burada da geçerli: kontenjanlar, başvuru koşulları ve tanınma kuralları üniversiteden üniversiteye ve yıldan yıla değişir. Karar vermeden önce hedeflediğiniz üniversitelerin o yılki uluslararası öğrenci koşullarını doğrudan kontrol edin.
Asıl mesele: kapıların sayısı
Şimdi üç coğrafyayı yan yana koyun.
AB tarafında bir yol var, koşullu. Birleşik Krallık tarafında bir yol var, diploma temelli. Türkiye tarafında bir yol var, kontenjan temelli.
Hiçbiri garanti değil. Üçü de açık.
Pek az eğitim planlaması bunu aynı anda sağlıyor. Ve 13 yıllık bir planın en değerli özelliği, yüksek bir sonucu vaat etmesi değil, hiçbir kapıyı erkenden kapatmamasıdır. Çünkü bugün 8 yaşındaki bir çocuğun 18 yaşında ne isteyeceğini kimse bilmiyor. Sizin de bilmenize gerek yok. Sadece o gün geldiğinde seçeneklerinin durması yeterli.
Bu, opsiyonellik dediğimiz şeyin somut hali. Bir kehanet değil, bir yapı kararı.
Yunanistan tarafındaki yapının nasıl kurulduğunu daha detaylı görmek isterseniz Yunanistan Altın Vize sayfamıza bakabilirsiniz.
Zamanlama neden bu kadar belirleyici
Bu planın tek gerçek kısıtı zaman. Diploma tarafı ancak çocuk o sistemde yeterince uzun kalırsa anlam kazanıyor. Oturum tarafı ise kendi süreç takvimine sahip.
İki takvim birbirini beklemiyor. Çocuk lise son sınıftayken başlayan bir süreç, bu yazıdaki üç kapının çoğunu zaten kapanmış bulur. Aynı süreç ortaokul başında başladığında ise üçü de açık kalır.
Bu bir aciliyet çağrısı değil. Sadece bir sıralama gerçeği. Süreçlerin gerçek takvimini zamanlama sayfamızda ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.
Size vermeyeceğimiz şey
Bir kabul garantisi vermiyoruz. Belirli bir harç oranı taahhüt etmiyoruz. Hangi üniversitenin çocuğunuzu alacağını bilmiyoruz ve bilen biri varsa ona da inanmayın.
Verebileceğimiz şey daha mütevazı ve daha faydalı: ailenizin hedef ülkeleri, çocuğunuzun yaşı ve okul takviminiz üzerinden hangi kapıların ne zaman açık kalacağını birlikte haritalamak. Sonrasında kararı siz verirsiniz.
Kendi durumunuz için bu haritayı çıkarmak isterseniz buradan başlayabilirsiniz.